Değerin korunması: Yüksek kaliteli yem üretme sanatı

Modern gıda endüstrisinde güvenlik ve kaliteye öncelik vermek esastır. Bu da yemdeki mikrobiyal yüklerin etkin bir şekilde kontrol edilmesinin hem hayvan yemi hem de gıda üretiminde çok önemli bir rol oynadığı anlamına gelmektedir. Yemin sanitize edilmesi, mikrobiyal yüklerin yönetilmesi ve patojenlerin kanatlı hayvanların performansı üzerindeki zararlı etkisinin azaltılması için oldukça etkili bir yöntem olarak öne çıkmaktadır.

Dr. Enrique Montiel
Küresel Beslenme ve Canlı Üretim Direktörü
Anitox

Hayvansal üretimde kaliteli yemin temeli, kaliteli ham maddelerin kullanımından geçmektedir. Yüksek kaliteli yem bileşenleri, bitmiş yemde kullanıldığında bol miktarda sindirilebilir besin maddesi sağlamalı ve aynı zamanda düşük mikrobiyal yüke sahip olmalıdır. Ancak yem ve ham maddelerdeki değişkenlik gösteren mikrobiyal yükler, hayvan sağlığını ve performansını etkileyebilmektedir.

Hayvan yeminin kalitesi, içeriğindeki maddelerin kalitesiyle yakından ilişkilidir. Yüksek kaliteli bileşenlerin tedarik edilmesine yönelik tüm çabalara rağmen, bileşen kalitesinin tutarlılığı bazen değişebilir. Araştırmalar, yüksek düzeyde patojenik ve apatojenik mikrop içeren yemlerin hayvan sağlığını olumsuz etkileyebileceğini, bunun da performansın düşmesine, hastalık ve ölüm riskinin artmasına yol açabileceğini göstermiştir. Bu durum, çiftlik hayvanlarının refahını korumak için yem üretiminde yüksek standartların korunmasının önemini vurgulamaktadır.

Yem sanitasyonu hayvansal üretim için dört yönlü bir fırsat sunmaktadır:
1) Toplam yükler ve potansiyel patojenler de dahil olmak üzere yem ve yem bileşenlerindeki mikrobiyal yüklerin azaltılması;
2) Yemin, çiftlikte kontaminasyonu yayan bir taşıyıcı olarak görev yapmasının minimize edilmesi,
3) İmalattan çiftlik yemliğine kadar yemin yeniden kontaminasyona karşı korunması ve
4) Yem değirmeni ekipmanı ve çevresinde oluşan eski bakterilerin kontrolünün sağlanması.

Beslenme uzmanlarının coğrafi konuma bağlı olarak çok çeşitli bileşenlere erişimi vardır ve bu da çok kaynaklı kontaminasyon riskini beraberinde getirir. Hayvanın ihtiyaçlarını karşılayacak bir rasyon formüle etmek için tahıl, yağlı tohum ve diğer protein öğünlerini seçerken yem sanitasyonundan yararlanmak, dalgalanan mikrobiyal yük riskini ve Afrika domuz ateşi virüsü veya Kuş gribi gibi patojenlerin bulaşma potansiyelini azaltmaya yardımcı olur. Üreticiler bu bileşenleri özenle harmanlayarak, hayvanlarının sadece kapsamlı bir besin maddesi grubunu almasını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda hem ürün fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı koruma sağlar hem de yem yoluyla yeni patojenlerin bulaşmasını önlemek için bir biyogüvenlik katmanı oluşturur.

Çiftçiler, çiftliklerinde mısır, soya fasulyesi ve buğday gibi mahsuller yetiştirirler. Bu mahsuller daha sonra hayvan yemi olarak işlenmek üzere bir yem fabrikasına götürülür. Bu yem da çiftlik hayvanlarını beslemek, onlara büyüme ve et, süt veya yumurta üretimi için gerekli besinleri sağlamak üzere çiftliğe geri gönderilir. Bu yolculuk boyunca ham maddeler, potansiyel olarak mikrobiyal kontaminasyona yol açabilecek çeşitli koşullarla karşı karşıya kalır.

Yemdeki mikrobiyal yükler coğrafya, mevsimsellik ve depolama koşulları gibi faktörlere bağlı olarak değişir. Ham maddeler mikotoksin, Salmonella ve genellikle antibiyotiklere dirençli olan E. coli de dahil olmak üzere diğer enterobakterilerin kaynağı olabilir.

Gelen bileşenlerin besin içeriğinin sürekli olarak test edilmesi ve denetlenmesi, formülasyonlarda gerekli ayarlamaların yapılmasına olanak tanır. Çiftlik depolama kutuları ve çiftlikteki yem hazneleri de dahil olmak üzere, bileşenlerdeki, bitmiş yemdeki ve yem üretim ortamındaki mikrobiyal yükler için düzenli testler de daima buna eşlik etmelidir. Güvenilir tedarikçilerle yakın iş birliği yapmak ve sıkı kalite kontrol önlemleri uygulamak, yem kompozisyonunun bütünlüğünü korumada kilit rol oynar.

Çok sayıda çalışma, mikrobiyal yükü azaltılmış yemleri tüketen ticari kanatlı sürülerinin, normal rasyonla beslenenlere kıyasla daha iyi performans sergilediğini ortaya koymuştur.

YEM KALİTESİNİN VE GÜVENLİĞİNİN SAĞLANMASI
Yem bileşenlerinin tarladan çiftliğe ve yemin çiftlikten hayvana olan yolculuğunu anlamak, yem kalitesinin korunması, verimliliğin artırılması ve kârın korunması için çok önemlidir. Yemin kalitesini ve değerini korumak, hayvan performansını düşürme, hastalık ve ölüm oranlarını artırma potansiyeline sahip mikrobiyal tehditlerle etkili bir şekilde mücadele edilmesini gerektirir.

Yemdeki yüksek mikrobiyal seviyeler, çoğunlukla gastrointestinal sistemdeki goblet hücrelerini mukus üretmeleri yönünde tetikleyerek, disbiyoz ve enterik hastalıklara yol açmak suretiyle çeşitli sağlık ve performans sorunlarına neden olabilir. Gastrointestinal sistemdeki patojen kolonizasyonu genellikle hayvansal üretimde sağlık açısından riskli sorunlara yol açmakta, bu da üreticilerin etkili yem hijyeni protokolleri yoluyla riskleri ele almasını giderek daha önemli hale getirmektedir.

Geçtiğimiz birkaç yıl boyunca Anitox, yem sanitasyon programlarının broyler sağlığı ve performansı üzerindeki etkilerini değerlendirmek için Colorado Quality Research ile birlikte çalışmıştır. Ümit verici bulgular, broyler yemlerindeki mikrobiyal seviyelerin azaltılmasının bir Nekrotik Enterit zorluk modeli altında performansı iyileştirirken lezyonların şiddetini ve ilişkili ölüm oranını azaltabileceğini göstermektedir. Farklı üretim aşamalarında sanitize edilmiş yem ile beslenen broylerler, normal rasyonla beslenenlere kıyasla yemden yararlanma ve büyüme oranlarında artış ve ölüm oranlarında azalma sergilemiştir.

Modern gıda endüstrisinde güvenlik ve kaliteye öncelik vermek esastır. Bu da yemdeki mikrobiyal yüklerin etkin bir şekilde kontrol edilmesinin hem hayvan yemi hem de gıda üretiminde çok önemli bir rol oynadığı anlamına gelmektedir. Yemin sanitize edilmesi, mikrobiyal yüklerin yönetilmesi ve patojenlerin kanatlı hayvanların performansı üzerindeki zararlı etkisinin azaltılması için oldukça etkili bir yöntem olarak öne çıkmaktadır. Çalışmaların da sürekli olarak gösterdiği gibi, yem dezenfektanlarının kullanımı, yemdeki mikrobiyal yükleri azaltarak kanatlıların performans göstergelerinde iyileşmelere aracılık etmektedir. Örneğin Avila ve arkadaşları, sanitize edilmiş yem tüketen damızlık broylerların, üretim sırasında daha düşük ölüm oranına sahip olduğunu, yumurtalardaki mikrobiyal yüklerin azaldığını ve bunun da daha kaliteli civcivler sağladığını keşfetmiştir.

Üreticiler, yem içerikleriyle ilişkili mikrobiyal riskleri kavrayarak, yem fabrikalarındaki geçmiş bakteri mirasının rolünü kabul ederek ve etkili yem hijyeni uygulamalarını hayata geçirerek yem kalitesi, biyogüvenlik ve performans hedeflerine ulaşabilirler.

Dr. Enrique Montiel Hakkında
Veteriner Hekim Dr. Enrique Montiel, kanatlı ve hayvan sağlığı konusunda 25 yılı aşkın bir deneyimine sahiptir. Kuş patolojisi ve immünolojisi alanında yüksek lisans ve kanatlı bilimi alanında doktora derecesine sahip olan Montiel, kanatlı hayvanlarda besleme yöntemlerinin bağışıklık tepkileri üzerindeki etkisi konusunda önde gelen bir otoritedir. Anitox’ta Beslenme ve Canlı Üretim Küresel Direktörü olarak Dr. Montiel, Salmonella ve virüsler de dahil olmak üzere performans sınırlayıcı patojenler için bir fomit olarak yemin küresel olarak anlaşılmasını desteklemekte ve yem kaynaklı patojenlerin canlı üretime girmesini önlemek için dünyanın önde gelen üreticileriyle yakın bir şekilde çalışmaktadır.