DSM, mikotoksin araştırmasından elde edilen yeni bilgileri açıkladı

Royal DSM, en son yıllık DSM Mikotoksin Araştırması’nın sonuçlarını yayınladı. Araştırma sonuçları, yem bitkilerinde fungal metabolit kontaminantların oluşumuna ve tüm dünyada çiftlik hayvanları için oluşturduğu potansiyel risklere ilişkin ayrıntılı bilgileri içeriyor.

Sağlık, beslenme ve biyolojik bilimler uzmanı DSM, 2021 yılında 75 ülkeden toplanan 24 binden fazla hayvan yemi bileşeni üzerinde gerçekleştirilen 112 binden fazla analizin mikotoksin araştırması sonuçlarını açıkladı.

DSM Hayvan Sağlığı ve Beslenmesi Mikotoksinler Ürün Yöneticisi Anneliese Mueller, konu hakkında şunları dile getirdi: “Mikotoksinler, hayvan sağlığına ve bağırsak bütünlüğüne zarar vererek daha kötü sağlık durumu, düşük performans ve kaynakların verimsiz kullanılması olasılığını arttırıyor. Yem kontaminantlarına ilişkin net ve doğru bir görüş sahibi olmak, endüstrinin uygun karşı önlemler almasını, karlılığı, hayvan sağlığını, refahı ve sürdürülebilirliği arttırmasını sağlar.”

DSM Mikotoksin Araştırması’na göre, genel olarak hayvansal protein üretiminde mikotoksinle ilişkili tehlikeler, geçtiğimiz yıla kıyasla yüksek düzeyde kalmaya devam ediyor. Küresel ölçekte ortalama risk düzeyi %62 olarak belirlenmiş durumda. Bu oran, örneklerin yaklaşık üçte ikisinin içeriğinde en az bir mikotoksinin önerilen düzeylerden yüksek olduğu anlamına geliyor. Bölgesel bazda, hesaplanan risk düzeyleri orta dereceli olan tüm Avrupa’daki yüzde 44 ile yüksek riskli Asya’daki yüzde 79 oranı arasında değişiyor.

BAŞLICA BÖLGESEL EĞİLİMLER

  • Kuzey Amerika mısırında, 2020 yılındaki aynı yüksek prevalans ortaya çıkmasına karşın, deoksinivalenol ve fuminosinlerin konsantrasyonlarında hafifçe artış olduğu görülmektedir.
  • Deoksinivalenol düzeyleri, Avrupa tahıl hasadındaki başlıca potansiyel tehlikedir; Batı ve Güney Avrupa en fazla etkilenen bölgelerdir. Güney Avrupa’da aflatoksinlerin prevalansında olduğu gibi, Kuzey Avrupa’da da T-2 toksini prevalansı artmıştır.
  • Asya-Pasifik bölgesi, genel olarak mikotoksinler açısından risk artışıyla karşı karşıyadır ve aflatoksinler bu bölgede sorun oluşturmaya devam etmektedir. Fazla miktardaki Okratoxin A ve T-2 toksininde artış olduğu gözlenmiştir.
  • Latin Amerika’da, fumonisinler hala mısırda bulunan en yaygın mikotoksindir. Güney Amerika mısırında fumonisinlerin konsantrasyon düzeylerinde hafif bir düşüş gözlemiş olmamıza karşın, doksinivalenol düzeyleri artmıştır.
  • Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da Fusarium mikotoksinleri son derece yaygındır. Deoksinivalenol, Sahra Altı Afrika’da başlıca sorunu oluşturmaktadır.

Anneliese Mueller, sonuçlar hakkında şunları söylüyor: “Bulguların yansıttığı risk düzeyleri, yetiştiricilerin yemde mikotoksin kontaminasyonuyla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. En son sonuçlara bakıldığında, üreticilerin her yerde ham ürünleri ve yemleri mikotoksin kontaminasyonu açısından dikkatli bir şekilde izlemesi ve güçlü bir mikotoksin risk yönetim programı benimsemesi akılcı olacaktır.”

ARAŞTIRMAYLA İLGİLİ BİLGİLER
Yıllık DSM Mikotoksin Araştırması (daha önce BIOMIN Mikotoksin Araştırması), hayvan yemi ham maddelerinde fungal metabolit oluşumuna ilişkin en uzun süreli ve en kapsamlı veri setini oluşturmaktadır. Araştırma sonuçları, mısır, buğday, soya, arpa, çavdar, yulaf, pirinç, sorgum, darı ve bu tahılların başta kanatlı, domuz, ruminantlar ve su ürünleri olmak üzere, çiftlik hayvanlarının beslenmesinde kullanılan yan ürünlerini içeren tarımsal ürünlerdeki altı majör mikotoksinin insidansına ilişkin bilgi sağlamaktadır.

Raporu buradan indirebilirsiniz

Dünya Mikotoksin Raporu – Etki 2002 internet seminerini buradan izleyebilirsiniz