Hayvancılık endüstrisinin bitmeyen sınavı: yem maliyetleri

Derya Yıldız

Değerli okurlar,

Temmuz-Ağustos sayısını iki önemli dosya konusuyla tamamdık. Bu dosyalardan ilki hemen hemen bütün canlılar için çok değerli mikro organizmalar olan probiyotiklerin, hayvan yeminde kullanımıyla ilgili. Probiyotiklerin insanlar için olduğu kadar hayvanlar için de faydaları dikkat çekici nitelikte. Antimikrobiyal direnç (AMR) nedeniyle hayvancılıkta antibiyotiklerin kullanımının birçok ülkede yasal mevzuatlarla sınırlandırılması, tüketicilerin antibiyotiksiz hayvansal ürünlere yönelik artan bilinci ve talebi, hayvancılık işletmelerini sağlık, performans ve kalite açısından alternatiflere yöneltiyor. Probiyotikler, bu talepleri karşılamaya destek olacak uygun bir besin takviyesi olarak ilgi görüyor. Araştırmalar, yem probiyotikleri pazarının her geçen gün büyüdüğüne ve gelecekte de büyümesini dikkat çekici şekilde sürdüreceğine işaret ediyor. Yem probiyotikleri dosyamızın, konuyla ilgi birçok sorunuza cevap verebileceğini umarız.

Bir diğer dosyamız, hayvancılık endüstrisinin en büyük sorunlarından birini oluşturan yem maliyetleri hakkında. Bilindiği üzere yem maliyetleri, bir hayvancılık işletmesinin toplam giderlerinin yaklaşık yüzde 50-60’ını oluşturur. Bu yüzden işletmelerin performansı ve karlılığı üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Ancak yem maliyetlerini belirli bir çizgide tutabilmek çoğu zaman pek mümkün olamamaktadır. Çünkü maliyetler ham madde ve katkı gibi girdi fiyatlarıyla doğrudan bağlantılıdır. Girdi fiyatları ise dünyadaki üretim miktarı, arz-talep durumu, yasal mevzuatlar gibi pek çok faktörden ciddi oranda etkilenmektedir.

Özellikle son yıllarda iklim değişikliğinin etkilerini daha dikkat çekici şekilde hissetmeye başlayan dünyamız, su kaynaklarında yaşanan sorunlar ve kuraklık nedeniyle tarımsal üretimde ciddi problemler yaşıyor. Buna bir de artan talep eklenince soya, mısır, buğday gibi hem insan hem de hayvan beslenmesi için değerlendirilen tahıl ve baklagil ürünlerinde ciddi fiyat artışları yaşanıyor.

Peki ana yem ham maddelerinde dikkat çekici fiyat artışlarının yaşandığı böylesi bir ortamda, hayvanların beslenme ihtiyaçlarını tam olarak karşılayıp üretkenliğinden ve sağlığından ödün vermeden, çevresel ayak izini arttırmadan maliyetleri kontrol altına almak mümkün mü? Küresel ya da ulusal pazardaki girdi fiyatlarını kontrol etmek mümkün değilken, maliyetler nasıl minimize edilebilir?

Bunun için önerilen bazı yöntemler var ve bu yöntemlerin özünde de; doğru ihtiyaç tespiti, iyi bir planlama, detaylı analiz ve bütün bunlarla sağlanabilecek tasarruf yatmaktadır. Özellikle yeni geliştirilen dijital teknolojiler bu konuda işletmelere büyük kolaylık sağlamaktadır.

Biz de bu ayki sayımızda endüstrinin önemli temsilcilerinin katkılarıyla yem maliyetlerini bir miktar da olsa kontrol altına almanın yöntemlerini ele aldık. Faydalı olması dileğiyle…

Gelecek sayıda yeni konu ve içeriklerle buluşmak üzere…