Hayvansal üretimin sürdürülebilirliği organik iz minerallerle nasıl geliştirilir?

Organik iz minerallerin, yem endüstrisinin bir parçası olarak, karşı karşıya kaldığı birçok zorluk bulunmaktadır. Sonuçta, çevresel ayak izinin azaltılmasında ve daha kaliteli ürünler üretilmesinde yardımcı olabilecekleri için sürdürülebilirlikte önemli bir rol oynarlar. Bu nitelikler son tüketiciye yönelik halk sağlığı düzenlemelerini desteklemekte ve aynı zamanda üretim zincirindeki işçilerin refahını korumaktadır.

Mieke Zoon
Ürün Müdürü Mineraller / Carbovet
Pancosma
Céline Robin
Ürün Müdürü Mineraller / Carbovet
Pancosma

GİRİŞ
Hayvansal üretim endüstrisi sürdürülebilir et, yumurta ve süt ürünleri sağlamanın yollarını giderek daha fazla arıyor. Bu durum da yeni zorluklar ve fırsatlar yaratıyor: Karbon ayak izini azaltırken hayvan sağlığını ve refahını desteklemek, antibiyotik kullanımını azaltırken üretim verimliliğini artırmak ve son olarak ekonomik olarak rekabetçi kalırken genel kaliteyi artırmak. Bakır (Cu), demir (Fe), çinko (Zn) ve manganez (Mn) gibi iz mineraller temel mikro besinlerdir. Sadece hayvanın büyümesini desteklemekle kalmaz, aynı zamanda doğurganlık, bağışıklık ve genel sağlık için de gereklidirler.

Ticari diyetlerde, iz mineraller genellikle inorganik formda desteklenir. Bu, yüksek seviyelerde takviyelere izin verildiği ve genellikle ucuz olduğu için kolay bir seçenektir. Sınırlı biyoyararlanımları nedeniyle, gereklilikleri yerine getirmek için daha yüksek dozlara ihtiyaç vardır. Bu da genellikle dengesiz besin maddeleri ve çevre kirliliği ile sonuçlanır. Daha fazla biyoyararlanımlı organik iz mineralleri ile takviye, sürdürülebilirliği desteklemek için daha iyi bir çözüm sunabilir, çünkü bu seçenek yem üretim zincirindeki son tüketiciye kadar her paydaş için mantıklıdır.

ÜRETİM ZİNCİRİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
Premiks üretiminde organik iz mineraller işçi sağlığı için güvenlik garantisidir. İnorganik mineraller genellikle solunduğunda akciğer hasarına neden olabilecek kadar ince parçacıklardır. Pancosma’nın daha büyük parçacık boyutlarına sahip glisinatları, toz olmamaları nedeniyle daha güvenlidir. Bu nedenle işçinin refahına katkıda bulunurlar.

Yem, hayvancılık sistemlerinde açık ara en yüksek maliyet bileşeni olduğundan, diyetlerin en uygun maliyete dönüş oranıyla formüle edilmesini sağlamak önemlidir. Bu nedenle, yeterli yatırım getirisine sahip olmayan iz mineraller, maliyet ne olursa olsun en pahalı olanlardır. Çalışmalar Cu, Zn, Fe ve Mn’nin amino asitler ve peptitler ile bağlanmasının bu iz minerallerin biyoyararlanımını artırabileceğini göstermektedir. Bu durum; hayvancılıkta gelişmiş süt üretimi, büyüme, dokularda birikme, üreme ve genel sağlık durumu gibi daha iyi genel performanslar sağlar. Ayrıca, bu gelişmiş biyoyararlanım, performansı korurken diyet mineral takviyesinin %50’ye kadar azaltılmasına olanak tanır. Bu nedenle, iz mineral takviyesi ve atılımını en aza indirirken hayvanların genetik potansiyellerine kolayca ulaşmalarını bekleyebiliriz.

İz mineralleri, kalite parametrelerini doğrudan etkilemese de yine de onları etkileyebilirler. Demir, sığır etinin rengine tesir eder. Bakır, Çinko ve Manganez antioksidan sistemin parçalarıdır ve hücre bütünlüğü için önemlidirler (özellikle kesimden sonra damla kaybını sınırlamak için). Süt endüstrisinde, organik Zn kullanımı ile daha düşük bir somatik hücre sayısı oluşturulmuştur (Wall ve diğerleri, 2016) ve bu da daha yüksek süt üretimi ile sonuçlanmıştır. Bu arada esansiyel iz elementler, temel fizyolojik ihtiyaçları karşılayarak, eksikliklere bağlı hastalıkları azaltmak için yatkınlığın azaltılmasında rol oynayabilir ve dolayısıyla hayvan refahına katkıda bulunabilir.

Son olarak, iz elementler dokularda iyi bir şekilde birikir ve bu, Birleşmiş Milletler sağlık programı ile doğrudan uyumludur (FAO, 2001. Human Vitamin and Mineral Requirements – report of a joint FAO/WHO expert consultation. Bangkok, Thailand). Et ürünlerinde iz elementlerin birikmesi, nüfusun özel ihtiyaçlarına cevap verir.

ÇEVRESEL AYAK İZİNİN AZALTILMASI
Yüksek takviye nedeniyle gübrede yoğunlaşan elementler, toprakta birikir ve burada bitkiler ve mikroorganizmalar için orta veya uzun vadeli toksisite riski oluşturabilirler. Örneğin, bulamaç uygulaması azaltılmazsa, Zn 120 yıl içinde 200 ppm civarında bir konsantrasyona ulaşacaktır. Toprak mikrobiyal aktivitesi ve kütlesi, topraktaki daha düşük Cu ve Zn konsantrasyonları (sırasıyla 30 ila 50 ve 100 ila 200 ppm) ile olumsuz yönde etkilenir (Jondreville ve diğ., 2003). İz element takviye seviyesinin düşürülmesi, bu zaman ölçeğini uzatmak ve çevresel ayak izini en aza indirmek için önemli bir konudur.

Organik mineraller, gastrointestinal sistem içindeki antagonistik ilişkileri azaltmak ve bu nedenle mikro elementlerin biyoyararlanımını arttırmak için tasarlanmıştır. Glisinatın sülfatla biyoyararlanımını karşılaştıran çalışmalar, en azından aynı performansları korurken organik kaynak lehine iyi sonuçlar göstermiştir. Spears ve diğerleri, 2004 yılında ruminant hayvanlarda güçlü bir antagonist varlığında neredeyse iki katına çıkmış bir biyoyararlanım keşfetmişlerdir. Sonuç olarak, daha az girdi daha az çıktı demektir. Bu üstün emilim nedeniyle, artık takviye dozunu azaltmak ve hatta potansiyel olarak hayvan performansını artırmak mümkündür.

SONUÇ
Organik iz elementlerin, yem endüstrisinin bir parçası olarak, karşı karşıya kaldığı birçok zorluk bulunmaktadır. Sonuçta, çevresel ayak izinin azaltılmasında ve daha kaliteli ürünler üretilmesinde yardımcı olabilecekleri için sürdürülebilirlikte önemli bir rol oynarlar. Bu nitelikler son tüketiciye yönelik halk sağlığı düzenlemelerini desteklemekte ve aynı zamanda üretim zincirindeki işçilerin refahını korumaktadır.

Referanslar:
1. FAO, 2001. Human Vitamin and Mineral Requirements. Report of a joint FAO/WHO expert consultation. Bangkok, Thailand.
2. E. H. Wall, K. Tran, C. Wallinger, J. S. Hogan, W. P. Weiss, 1403 Mineral-glycinate supplementation improves thesystemic immune response to lipopolysaccharide challenge in lactating dairy cows, Journal of Animal Science, Volume 94, Issue suppl_5, October 2016, Page 679, https://doi.org/10.2527/jam2016-1403
3. J.Y. Dourmad, F. Garcia-Launay, A. Narcy. Pig nutrition: impact on nitrogen, phosphorus, Cu and Zn in pig manure and on emissions of ammonia, greenhouse gas and odours. Batfarm European Workshop Reconciling Livestock Management to the Environment, Mar 2013, Rennes, France.(hal-01594359)
4. Effects of different iron manganese, zinc and copper sources (sulphates, chelates, glycinates) on their bioavailability in early weaned piglet. K Manner, O Simmon, P Schleyel – Rodehutscord, M.(ed.), 2006
5. Spears, J.W., Schlegel, P., Seal, M.C., Lloyd, K.E., 2004. Bioavailability of zinc from zinc sulfate and different organic zinc sources and their effects on ruminal volatile fatty acid ACCEPTED MANUSCRIPT ACCEPTED MANUSCRIPT 19 proportions. Livest. Prod. Bilim. 90, 211–217.

Sorumluluk Reddi:
Her ürün her bölgede bulunmamaktadır. Bir ADM markası olan Pancosma, bilgilerin güvenilirliği veya eksiksizliği konusunda açık veya zımni hiçbir beyanda bulunmaz veya garanti vermez. Kullanımlar ve talepler mevcut yerel/bölgesel düzenleyici ortama uyacak şekilde uyarlanmalıdır. Bu bilgiler, hastalığın iyileştirilmesi, hafifletilmesi, tedavisi veya önlenmesi için açık öneriler anlamına gelmez.
Pancosma hakkında:
Merkezi Rolle, İsviçre’de bulunan İsviçre şirketi Pancosma, çok çeşitli yenilikçi yem katkı maddelerinin geliştirilmesi, üretimi ve dağıtımında dünya lideridir. Şirket 75’ten fazla ülkede faaliyet göstermektedir. Portföyü; phytonutrient bazlı teknolojiler, organik iz mineraller, palatanlar, maya ve organik asitlerden oluşmaktadır. Pancosma, araştırma, geliştirme ve sürdürülebilirliğe olan bağlılığı ile sürekli olarak hayvan beslenmesi için yenilikçi çözümler sunmaya çalışmaktadır. Pancosma, insan ve hayvan beslenmesinde dünya lideri ve dünyanın önde gelen tarımsal üretim ve işleme şirketi olan ADM’nin bir markasıdır. Daha fazla bilgi için bu web sitesini ziyaret ediniz: www.adm.com.