Küresel Süt Endüstrisi ve Trendler

OECD-FAO tarafından hazırlanan bir rapora göre; 2020-2029 yılları arasında küresel süt üretiminin yıllık bazda yüzde 1,6 artış göstermesi ve 2029’da 997 milyon tona ulaşması bekleniyor. Bu rapor, süt veriminde artışın yüksek oranda beslenme biçimiyle ilgili olduğunu ortaya koyuyor. Otlatma bazlı hayvancılığın yapıldığı ülkelerde süt üretim artışları daha çok sürü sayısıyla bağlantılı iken, özel yemlemenin yaygın olduğu ülkelerde üretim, verim kaynaklı olarak artış gösteriyor.

Derya Yıldız
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre dünya çapında yaklaşık 150 milyon hane süt üretimi gerçekleştirilmektedir. Gelişmekte olan ülkelerin çoğunda üretim küçük aile çiftliklerinde gerçekleştirilirken, gelişmiş ülkelerde büyük ölçekli endüstriyel işletmelere dönüşüm yoğun bir şekilde devam etmektedir.

Bütün bu işletmelerden elde edilen yıllık süt üretimi ise yaklaşık 850 milyon ton. Bu üretimin hemen hemen tamamı inek, manda, keçi, koyun ve develerden elde edilmektedir. Tüm türlerden elde edilen toplam üretimin yüzde 80’den fazlası ise sadece ineklerden sağlanmaktadır. Bu oran, özellikle gelişmiş ülkelerde, üretimin nerdeyse yüzde 100’ünü oluşturmaktadır.

DÜNYADA SÜT İNEĞİ SAYISI
2019 yılında 136 milyon baş civarında olan dünya genelindeki süt ineği sayısı, Amerikan Tarım Bakanlığı Dış Tarım Servisi (USDA FAS) verilerine göre 2020 yılında 137 milyon başa ulaşmıştır. Söz konusu hayvan sayısının 2021 yılında da 138 milyon başı aşacağı tahmin edilmektedir.

Hindistan en fazla süt ineği sayısına sahip ülkedir. Ülkede 2020 yılında yaklaşık 56 milyon baş süt ineği olduğu ve bunun 2021 yılında 58 milyon başa yükseleceği tahmin edilmektedir. Hindistan’ı yaklaşık 22 milyon başla Avrupa Birliği takip etmektedir. Avrupa Birliği’nde süt ineği sayısının 2021 yılında bir miktar gerileyeceği tahmin edilmektedir. Süt ineği sayısında Hindistan ve Avrupa Birliği’ni yaklaşık 16 milyon başla Brezilya, yaklaşık 9 milyon başla ABD, yaklaşık 6’şar milyon başla Rusya, Meksika ve Çin takip etmektedir.

KÜRESEL SÜT ÜRETİMİ VE PAZARIN MEVCUT DURUMU
OECD-FAO Agricultural Outlook 2020-2029 raporuna göre dünya süt üretiminin yüzde 81’ini inek sütü, yüzde 15’ini manda sütü, yüzde 4’ünü ise keçi, koyun ve deve sütü oluşturuyor. Bütün türlerden elde edilen toplam süt üretimi, 2019 yılında yüzde 1,3 artarak yaklaşık 852 milyon tona ulaştı. FAO verilerine göre bu üretim miktarı 2018 yılında 843 milyon tondu.

Hindistan, tüm türlerden elde edilen süt üretiminde, küresel üretimin yüzde 22’sini gerçekleştiren dünyanın en büyük süt üreticisi konumundadır. Küresel süt üretiminde Hindistan’ı ABD, Çin, Pakistan ve Brezilya izlemektedir. OECD-FAO raporuna göre; dünyanın en büyük süt üreticisi olan Hindistan, 2019 yılında yüzde 4,2 artışla üretimini 192 milyon tona çıkardı.

USDA raporuna göre, en büyük ihracatçılar kategorisinde yer alan AB (157 milyon ton), ABD (101 milyon ton), Yeni Zelanda (22 milyon ton), Arjantin (11 milyon ton) ve Avustralya’nın (9 milyon ton) toplam süt üretim miktarı ise 2020 yılında tahminen 301 milyon ton olarak gerçekleşti. Bu miktarın 2021 yılında 304 milyon tona ulaşması bekleniyor.

Sadece inek sütünün 2020 yılında tüm dünyadaki üretim miktarı ise USDA verilerine göre yaklaşık 532 milyon ton. Bu miktarın 2021 yılında 540 milyon tona yaklaşması bekleniyor. 2020 yılında dünya inek sütü üretiminde en büyük pay 157 milyon tonla AB ülkelerine ait ancak ülke bazlı olarak en büyük üretici 101 milyon tonla ABD. ABD’yi 93 milyon tonla Hindistan, 33 milyon tonla Çin, 31 milyon tonla Rusya, 23 milyon tonla Brezilya ve 22 milyon tonla Yeni Zelanda takip ediyor.

SÜT ÜRETİMİNDE 2020-2029 ÖNGÖRÜLERİ
OECD-FAO raporuna göre; 2020-2029 yılları arasında dünya süt üretiminin yıllık bazda yüzde 1,6 artış göstermesi ve 2029’da 997 milyon tona ulaşması bekleniyor. Süt üretimindeki artışta sürülerdeki büyümenin ve özellikle verimdeki artışın etkili olacağı düşünülüyor. Süt üretim sistemlerinin optimizasyonu, iyileştirilmiş hayvan sağlığı, yemlemede iyileştirilmiş verimlilik ve daha iyi genetik gibi faktörler, verim artışının etkenleri arasında gösteriliyor.

Yine OECD-FAO raporuna göre; 2020-2029 yılları arasında Hindistan ve Pakistan’ın dünya süt üretimindeki büyümenin yarısından fazlasına katkıda bulunması ve 2029’da dünya üretiminin yüzden 30’undan fazlasını sağlamaları bekleniyor.

En büyük ikinci süt üreticisi konumunda olan Avrupa Birliği’nde üretimin, çevresel kısıtlamalar ve sınırlı iç talep nedeniyle dünya ortalamasından daha yavaş büyüyeceği tahmin ediliyor. 2020-2029 yılları arasında bölgede süt sürülerinde yıllık yüzde 0,6 düşüş beklenirken, verimde yıllık yüzde 1 artış bekleniyor.

İnek başına ortalama verimin en yüksek Kuzey Amerika’da da artış beklentileri var. ABD ve Kanada’daki süt sığırlarının sayısının büyük ölçüde değişmeden kalması ve üretim artışının özellikle verim artışından kaynaklanması bekleniyor.

Önemli bir süt üreticisi olan Yeni Zelanda, en yoğun süt ürünleri ihracatı yapan ülkelerin başında yer alıyor. Ancak ülkedeki süt üretimi, çok mütevazı bir büyüme gösteriyor.
Afrika’da ise daha büyük sürülerden kaynaklı güçlü bir üretim artışı bekleniyor. Bölgede özellikle keçi ve koyun sütünün üretime katkı sağlayacağı düşünülüyor. 2020-2029 dönemi boyunca, dünya çapındaki sürü nüfusunun yaklaşık üçte birinin Afrika’da yer alacağı ve buradaki üretimin, dünya süt üretiminin yaklaşık yüzde 5’ini oluşturacağı tahmin ediliyor.

SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİNDE TÜKETİM EĞİLİMLERİ
Dünyadaki süt üretiminin büyük bir çoğunluğu, üretildiği bölgede, pastörize ve fermente ürünleri dahil olmak üzere, taze süt ürünleri şeklinde tüketiliyor.

USDA verilerine göre 2020 yılında dünya süt tüketimi yaklaşık 190 milyon ton olarak gerçekleşti. Dünya süt tüketiminde 81 milyon tonla Hindistan ilk sırada yer alıyor. Hindistan’ın 2021 yılında da 83 milyon ton civarında tüketim gerçekleştirmesi bekleniyor. 2020 yılı tüketiminde Hindistan’ı 33,4 milyon tonla Avrupa Birliği, 21,2 milyon tonla ABD, 12 milyon tonla Çin, 11 milyon tonla Brezilya takip ediyor. Bu ülkelerin süt tüketiminde 2021 yılında önemli bir değişim beklenmiyor.

OECD-FAO raporuna göre de; taze süt ürünlerinin küresel tüketimdeki payı, 2020-2029 yılları arasında özellikle Hindistan, Pakistan ve Afrika’daki güçlü talep artışına bağlı olarak artacak. Gelir ve nüfus artışına bağlı olarak, dünyada kişi başına düşen taze süt ürünleri tüketiminin de yıllık bazda yüzde 1 artacağı öngörülüyor.

Kişi başına düşen katı süt ürünleri bakımından süt tüketiminin de, dünya çapında büyük ölçüde değişiklik göstermesi bekleniyor. İşlenmiş süt ürünlerinin (özellikle peynir) toplam katı süt ürünleri tüketimindeki payının, yerel tercihler ve kentleşme düzeyine bağlı değişikliklerle birlikte, gelir gelişimiyle yakından ilişkili olması bekleniyor.

Kişi başına düşen ülke geliri ve bölgesel tercihlerin etkisi, bu tüketim değişikliğini yönlendiren önemli faktörler olacak. Örneğin, kişi başına alımın Hindistan ve Pakistan’da yüksek, Çin’de düşük olması bekleniyor. Avrupa ve Kuzey Amerika’da, taze süt ürünlerine yönelik kişi başına toplam talebin düşmesi, buna karşın tam yağlı içme sütü ve krema gibi süt yağına yönelik talebin, sağlık vurgusu nedeniyle artması bekleniyor. Peynir tüketiminin en yoğun olduğu Avrupa ve Kuzey Amerika’da, kişi başına tüketimin önümüzdeki dönemde de devam etmesi bekleniyor.

OECD-FAO raporu; Güneydoğu Asya ülkeleri gibi peynirin geleneksel olarak ulusal diyetin bir parçası olmadığı yerlerde de peynir tüketiminin artacağını öngörüyor. Asya’da tereyağı için de güçlü bir talep artışı olması bekleniyor. Bu bölgelerdeki artışın, özellikle kentleşme ve gelir artışları kaynaklı tüketim alışkanlığı değişikliği olacağı belirtiliyor. Tam yağlı süt tozu (WMP) ve yağsız süt tozu (SMP) kullanımının ise özellikle şekerleme, bebek maması ve fırıncılık ürünleri gibi imalat sektörlerinde yoğun bir şekilde kullanılmaya devam edeceği belirtiliyor. SMP’nin çok kısıtlı bir miktarının üretildiği Afrika’da, bu ürüne olan talebin de hızlı bir şekilde artması bekleniyor.

SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİNDE TİCARET
Hızlı bozulma özelliği ve yüksek su içeriği nedeniyle dünya ticaretine konu olan süt miktarı, OECD-FAO raporuna göre yaklaşık yüzde 8. Bununla birlikte, Çin’in Avrupa Birliği ve Yeni Zelanda’dan sıvı süt ithalatının son yıllarda önemli ölçüde arttığı da belirtiliyor. Çin’in taze süt ürünleri ithalatının 2020-2029 tahmin dönemi boyunca yıllık bazda yüzde 3,6 artması bekleniyor. WMP ve SMP’nin uluslararası ticaretteki payı ise dünya üretiminin yüzden 40’ından fazlasını temsil ediyor.

Süt ürünlerinde en büyük ihracatçılar OECD-FAO raporuna göre Avrupa Birliği, Yeni Zelanda ve ABD’dir. Bu üç ihracatçının 2029’da peynirin yaklaşık yüzde 65’ini, WMP’nin yüzde 68’ini, tereyağının yüzde 76’sını ve SMP’nin yüzde 77’sini ihracat edeceği tahmin ediliyor. Diğer bir ihracatçı olan Avustralya’nın, önemli bir peynir ve SMP ihracatçısı olmaya devam edeceği ancak pazardaki payında düşme olacağı öngörülüyor. Önemli bir WMP ihracatçısı olan Arjantin’in ise 2029 yılına kadar bu ürün grubunda dünya ihracatının yüzde 5’ini gerçekleştirmesi bekleniyor.

İthalat kanadında ise Japonya, Rusya, Meksika, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkeleri, önemli net süt ürünleri ithalatçıları olmaya devam edecek. Örneğin peynirde, Rusya, Japonya, Avrupa Birliği ve Suudi Arabistan’ın 2029’da ilk beş ithalatçısı olacağı tahmin ediliyor. Çin’in, özellikle WMP için dünyanın en büyük süt ürünleri ithalatçısı olmaya devam etmesi bekleniyor. Çin, Avrupa Birliği’nden tereyağı ve SMP ithalatını son yıllarda arttırmış olsa da asıl tedariki Okyanusya’dan gerçekleştiriyor. Orta Doğu ve Kuzey Afrika tarafından gerçekleştirilen ithalatın öncelikle Avrupa Birliği tarafından karşılanması bekleniyor. ABD ve Okyanusya’nın ise Güney Doğu Asya’ya yönelik süt tozu ihracatında ana tedarikçiler olacağı tahmin ediliyor.

ÜRETİM SİSTEMİ-VERİMLİLİK İLİŞKİSİ
OECD-FAO raporunda yer alan veriler, süt veriminde artışın yüksek oranda beslenme biçimiyle ilgili olduğunu ortaya koyuyor. Otlatma bazlı hayvancılığın yapıldığı ülkelerde süt üretim artışları daha çok sürü sayısıyla bağlantılı iken, özel yemlemenin yaygın olduğu ülkelerde üretim, verim kaynaklı olarak artış gösteriyor.

Büyük üreticiler arasında yer alan Hindistan ve Pakistan’da, büyüme beklentilerinin olduğu Afrika ülkelerinde, hayvancılık otlatma bazlıdır ve üretim sürü sayısındaki artıştan kaynaklanmaktadır. Ancak büyüyen sürü boyutları ve mera alanındaki sınırlı büyüme, mera kullanımının yoğunlaştırılmasını gerektirmektedir.

Avrupa Birliği’nde üretim, ot ve yem bazlı üretim sistemlerinin bir karışımından oluşmaktadır. Kuzey Amerika’da ise yemleme bazlı üretim yaygınlık göstermekte ve sürü sayılarında önemli bir artış beklenmemesine rağmen verim kaynaklı üretim artışı tahmin edilmektedir.

Bir diğer önemli süt üreticisi olan Yeni Zelanda’da ise süt üretimi esas olarak ot temellidir ve verim Kuzey Amerika ve Avrupa’dakinden önemli ölçüde daha düşüktür. Bununla birlikte, çim yönetimi ve yıl boyunca otlatmanın verimliliği, Yeni Zelanda’nın rekabetçi olmasını sağlamaktadır. Arazi mevcudiyeti ve artan çevresel kısıtlamalar, büyümenin önündeki ana kısıtlayıcı faktörler olarak görülse de ülkede yem bazlı bir üretime geçiş beklenmiyor.

SÜT YEMLERİNDE PAZAR DURUMU
Alltech tarafından hazırlanan 2021 Küresel Yem Araştırması’na (Global Feed Survey) göre dünya süt yemlerindeki üretim miktarı 128 milyon ton civarında. 2019-20 yılları arasında herhangi bir artışın yaşanmadığı süt yemi üretiminde en büyük pay yaklaşık 42 milyon tonla Avrupa ülkelerine ait. Avrupa ülkelerinin süt yemi üretimi, 2020 yılında bir önceki yıla kıyasla yaklaşık 1,6 milyon ton (% 4) geriledi.

Avrupa ülkelerini 2020 yılında yaklaşık 28 milyon tonla Kuzey Amerika ülkeleri ve yaklaşık 23 milyon tonla Asya Pasifik ülkeleri takip ediyor. Kuzey Amerika’da üretim bir önceki yılla aynı seviyede kalırken, Asya Pasifik bölgesinde üretim miktarı bir önceki yıla kıyasla yüzde 3 oranında artış gösterdi.

Yaklaşık 22 milyon tonla dünya süt yemi üretiminde üçüncü sırada yer alan Latin Amerika ise 2020 yılında bir önceki yıla kıyasla üretimde en büyük büyümeyi (% 7) sağlayan bölge oldu.

SÜT ENDÜSTRİSİNDE ZORLUKLAR & BELİRSİZLİKLER
Covid-19 Etkisi: Genel itibariyle gıda sektörü Covid-19 pandemisinden, diğer sektörlere kıyasla, daha az etkilenmekle birlikte süt ve süt ürünleri gibi çabuk bozulan gıdaların tedarik zincirlerinde yaşanan sorunlar, endüstri için önemli bir kayıp noktası oldu. Yine kısıtlamalardan ilk olarak restoran & cafe gibi toplu gıda hizmeti veren yerlerin etkilenmesi, (tüketim alışkanlıklarına göre farklılık göstermekle birlikte) süt ürünlerinin tüketimine düşüş olarak yansıdı.

İklimsel değişimler: Özellikle otlatmaya dayalı üretim sistemleri, iklimsel değişikliklerden önemli oranda etkilenmektedir. OECD-FAO raporuna göre öngörülemeyen hava olayları nedeniyle, özellikle otlatmaya dayalı sistemlerden kaynaklı olarak, dünya süt üretimi kısıtlanabilir. İklim değişikliği, kuraklık, sel ve hastalık tehditlerinin olasılığını da artırır ve bunların tümü, süt sektörünü çeşitli şekillerde etkileyebilir (örn. Fiyat oynaklığı, süt verimi, inek envanteri ayarlamaları).

Çevre mevzuatları: Çevresel kaygılar ve bu kaygılar neticesinde oluşturulacak çevre mevzuatları, süt ürünleri üretiminin gelecekteki gelişimi üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir ve mevcut bütün tahminlerin değişmesini sağlayabilir. Süt ürünleri faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonları, bazı ülkelerde (örneğin Yeni Zelanda, İrlanda) toplam emisyonların yüksek bir bölümünü oluşturur ve ilgili politikalardaki herhangi bir değişiklik, süt ürünleri üretimini etkileyebilir. Su erişimi ve gübre yönetimi gibi sürdürülebilir uygulamalara yönelik artan eğilim, politika değişikliklerinin etkili olabileceği ek alanlardır. Bununla birlikte, daha sıkı çevre mevzuatı, sektörün uzun vadeli rekabet gücünü artıran yenilikçi çözümlere de yol açabilir.

Hayvan hastalıkları: Hayvan hastalıkları ve bunların yayılması süt üretimini etkileyebilir. Mastitis, dünya çapında süt sığırlarında ve her tür çiftlik boyutunda en yaygın bulaşıcı hastalıktır. Aynı zamanda süt verimi ve süt kalitesi üzerinde önemli bir etkisi olan ekonomik açıdan en zararlı olanıdır. Bu hastalığın farkındalığı, tespiti ve tedavisinde gelecekteki gelişmeler, daha küçük kayıplar yoluyla süt üretiminde önemli artışlara yol açabilir.

Antimikrobal direnç: Mastit dahil birçok hastalığı kontrol altına almak için antimikrobiyallere dayalı tedaviler yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu, antimikrobiyallerin aşırı kullanımı; mevcut tedavilerin etkinliğini azaltacak ve yenilerinin geliştirilmesini gerektirecek antimikrobiyal direncin gelişmesi ile ilgili endişeleri artırmıştır. Bu sürecin evrimi, önümüzdeki on yıl için bir belirsizlik olmaya devam ediyor.

Bitkisel bazlı ürünler: Son yıllarda, sıvı süt sektöründe bitki bazlı süt ürünleri ikame maddelerinin (örn. Soya, badem, pirinç ve yulaf içecekleri) rolü birçok bölgede artmıştır. Bitki bazlı süt ikame maddelerinin büyüme oranları düşük bir tabandan olsa da güçlüdür, ancak çevresel etkileri ve göreceli sağlık yararları konusunda çelişkili görüşler mevcuttur. Sonuç olarak, bunların süt ürünleri talebi üzerindeki uzun vadeli etkileri konusunda belirsizlik vardır.

Ülkelerin iç politikaları-ikili ticaret anlaşmaları, vb: Ülkelerin belirlediği iç politikalar, başka ülkelerle gerçekleştirdikleri özel ikili ticaret anlaşmaları, süt ürünleri talebini ve ticaret akışlarını etkileyecektir.

Kaynaklar:
• OECD-FAO Agricultural Outlook 2020-2029, 2020, https://doi.org/10.1787/1112c23b-en
• Alltech Global Feed Survey 2021, https://one.alltech.com/2021-global-feed-survey/
• Dairy: World Markets and Trade, United States Department of Agriculture, Foreign Agricultural Service, Dec 2020, https://www.fas.usda.gov/data/dairy-world-markets-and-trade
• Gateway to dairy production and products, Food and Agriculture Organization of the United Nations, http://www.fao.org/dairy-production-products