Stres kaynaklı zararı azaltmak ve performansı desteklemek için esnek yaklaşım

“Antioksidanlar, reaktif radikalleri nötralize edebildikleri için oksidatif strese karşı önemli bir savunma mekanizmasıdır. Yüksek verimli hayvanlarda veya stresli dönemlerde, vücutta doğal olarak bulunan antioksidan mekanizmalarına ek olarak hayvanların sağlığını desteklemek için çoğunlukla antioksidan kapasitesine sahip bileşenler de sunulur. Birçok bileşen ilginç antioksidan etkiler göstermiştir.”

Dr. Stephanie Ladirat
Ar-Ge Direktörü
NUQO Feed Additives

Hayvanlar her gün farklı stres çeşitleriyle karşı karşıya kalırlar: diyetlerinde veya ham madde kalitesindeki değişiklikler, yüksek sıcaklık, hastalıklar, işletim ve değişiklikler gibi. Şiddetli stres altında, performans veya sağlıkları etkilenecektir. Performansla ilgili parametreler düşecektir (büyüme, yem verimliliği, et kalitesi…) ve bazı patolojiler de ortaya çıkabilir. Stres, lipitleri veya proteinleri oksitleyen hücrelerde serbest reaktif radikallerin üretimini tetikler. Bu serbest radikaller normal şekilde düzenlenirler; ancak stres koşulları altında, serbest radikallerin seviyesi önemli ölçüde artabilir ve hücre yapılarında önemli hasara neden olurlar ve bir dereceye kadar da hayvan sağlığını etkileyebilirler.

DOĞAL ANTİOKSİDANLARA STRATEJİK BİR YAKLAŞIM
Bu olumsuz etkilerden kaçınmak için, hücrelerde doğal olarak antioksidan mekanizmaları bulunur. İdeal bir durumda, hücre bütünlüğünü ve sağlığını koruyan oksidasyon ve antioksidan mekanizmalar arasında bir denge kurulur. Antioksidanlar, reaktif radikalleri nötralize edebildikleri için oksidatif strese karşı önemli bir savunma mekanizmasıdır. Yüksek verimli hayvanlarda veya stresli dönemlerde, vücutta doğal olarak bulunan antioksidan mekanizmalarına ek olarak hayvanların sağlığını desteklemek için çoğunlukla antioksidan kapasitesine sahip bileşenler de sunulur. Birçok bileşen ilginç antioksidan etkiler göstermiştir. Daha net bir ifadeyle; birkaç molekül grubu organizmanın, oksidasyon ve antioksidan mekanizmalarının dengelenmesine yardımcı olan bir etkiye sahip oldukları görülmüştür. Bu gruplar arasında, polifenoller içeren farklı doğal bileşenler antioksidan etki göstermiştir. Polifenoller, çok sayıda biyolojik aktiviteye sahip bitkilerde bulunan doğal bileşiklerdir. Birkaç farklı çalışmada; polifenollerin anti-inflamasyon ve oksidasyondaki özellikleri, oksidatif stres tarafından aktive edilebilen sinyal yollarını hafifleten mekanizmaları ve ayrıca spesifik bozukluklardaki muhtemel rolleri incelenmiştir. Polifenoller otlar, baharatlar, kökler, çiçekler ve hatta deniz yosunlarında bulunur. Bunlar savunma sisteminde yer alan bitkilerin ikincil metabolitleridir.

Buna rağmen en iyi doğal antioksidan kaynağını belirlemek zordur: Toprağın türü, ışığa maruz kalma, yağış, kültür yöntemleri ve ağaç başına meyve verimi gibi çevresel faktörlerin nihai konsantrasyon ve aktivite üzerinde derin bir etkisi vardır. Bunlara ek olarak, in vitro yöntemler antioksidanları değerlendirmek için iyi bir ön yaklaşımdır; ancak çözeltileri doğrulamak için in vivo çalışmalar gereklidir. Bu nedenle, ideal çözümü belirlemek için bilimsel yaklaşım 2 aşamaya ayrılabilir: bireysel bileşenlerin değerlendirilmesi ve değişkenliği; ve optimal bileşenlerin formülasyonu.

Bileşenin değişkenliğini göstermek için çeşitli deniz yosunlarından ve çeşitli coğrafi kökenlerden gelen florotanninlerin antioksidan aktivitesini ölçmek üzere yeni bir çalışma yapılmıştır (Bakınız Şekil 1). Florotanninler, yosun gibi kahverengi alglerde bulunan ve sadece deniz yosunlarında bulunan bir tür polifenoldür. Çeşitli doğal antioksidanlar ilgi çekici olsalar da, antioksidan aktivitelerinin değişkenliğini değerlendirmek daha ilgi çekicidir. Sunulan örnekte, deniz yosunları arasında veya hatta aynı türler için değişkenliğin çok yüksek olabileceği görülebilir. Bu durum diğer bitkiler için de geçerlidir. Formülatörlerin, yemde tutarlı bir kalite ve etkinlik sağlamak için antioksidanın kaynağını ve kalitesini dikkatlice seçmelerinin nedeni de budur.

Formülasyon veya çözelti seçimi, doğal antioksidanların sayısı göz önüne alındığında çok fazla zaman alan bir aktivite olabilir, hatta tamamen bir zaman kaybı olabilir. Daha da önemlisi, çeşitli çalışmalar farklı polifenol kaynakları arasındaki potansiyel sinerjileri vurgulamıştır (Liu, 2004). 4 farklı kaynaktan polifenolleri birleştirirken, antioksidan aktivitesinin doz-cevap eğrisi sola kaymış ve kombinasyonun medyan etkili dozu (EC50) her bir kaynağın EC50’sinden 5 kat daha düşük gerçekleşmiş ve kaynakları birleştirirken sinerjik etkiler olduğu izlenimini uyandırmıştır. Aslında, çeşitli polifenol kaynaklarını birleştirmek en stratejik ve en esnek yaklaşım gibi görünüyor.

DAHA FAZLA ESNEKLİK İÇİN
ANTİOKSİDAN HAVUZUNUN GÜÇLENDİRİLMESİ

Bugüne kadar sayısız çalışma, doğal antioksidanların yemdeki E vitamini gibi diğer antioksidanların aktivitesini güçlendirme veya tamamlama potansiyeline sahip olduğunu göstermiştir. Birçok ticari çözüm açısından bu etki, yazılı olarak da desteklenmiştir. Bu tür çözümlere olan ilgi elbette teknik ve ekonomik hususlardan kaynaklanıyor. Bu fırsatlar elbette kriz durumunda çok daha ilgi çekici oluyorlar

Sebzelerden ve deniz yosunlarından elde edilen polifenoller de dahil olmak üzere özel bir doğal antioksidan karışımı ile yapılan son çalışmalar, bu çözeltilerin formülasyonları optimize etmek ve hayvanların performansını korumak için nasıl kullanılabileceğini göstermiştir. Şu anda bu tür bir stratejiye yatırım yapmak için dünya çapında yeterli kanıt bulunuyor; ancak yine de bu yatırımlar elbette ki gıda katkı maddelerinin seviyesine ve formülasyonuna, ekonomik çevreye ve potansiyel tasarruflara bağlı durumda.

STRES OLAYLARI SIRASINDA PERFORMANSI DESTEKLEME
Çiftlik hayvanlarından genetik potansiyellerinin en üstünde performans göstermesi beklenirken, oksidatif stres normal koşullar altında da ortaya çıkma eğilimi gösteriyor. Doğal antioksidan takviyesi, yüksek verimli yaşamı boyunca hayvanın her türlü çevresel stres etkeninin üstesinden gelmesine destek olur.

Isı stresi, hayvanların performansını ve sağlığını etkileyebilecek stresin iyi bir örneği olacaktır. Çeşitli çalışmalar, ısının çeşitli parametreler üzerindeki etkisini vurgulamıştır (Tawfeek, 2014). Bu türden olaylar, hayvanların performansını değil aynı zamanda nihai et kalitesini de etkilemiştir:
• Örneğin, kuşlarda, daha yüksek ortam sıcaklığının vücut ağırlığını, yem alımını ve yem verimliliğini ciddi şekilde azalttığı, ayrıca karın yağ ve ölüm oranını arttırdığı gözlenmiştir
• Buna paralel olarak, ısı stresi önemli ölçüde malondialdehiti arttırmış ve protein ve glutatyon peroksidazı azaltmıştır; bu da et kalitesi ve sızma kaybı üzerinde doğrudan bir etkiye sahip olabilir

Neyse ki antioksidan takviyesi bu etkilerin çoğunu hafifletebiliyor, çünkü bazı sonuçlar, diyetlere antioksidan takviyesi yapılmasının ısı stresinin piliçlerin performansı üzerindeki zararlı etkilerini gidermeye katkıda bulunabileceğini göstermektedir.

ESNEK VE DOĞAL ANTİOKSİDAN ÇÖZELTİLERLE
FORMÜLASYONUN
İYİLEŞTİRİLMESİ VE PERFORMANSIN KORUNMASI
Sonuç olarak; titiz bir seçim ve formülasyon sürecine dayandırıldıklarında doğal antioksidanlar, zamanla yem formülasyonlarını iyileştirmek ve çeşitli stres ve zorlukların olumsuz etkilerini azaltmak üzere iyi bir araç olmak için beslenme uzmanları açısından esnek bir araç olarak düşünülebilirler. Her şey göz önünde bulundurulduğunda, bazı antioksidan özellikleri bulunan sadece tek bir hammadde kullanmak, bileşimin ve aktivitenin değişkenliği nedeniyle çok riskli olabilir. Bununla birlikte, yüksek kaliteli ve tutarlı fitojenik ve fikojenik kaynaklarını (yani bitki ve deniz yosunlarından elde edilen metabolitler) birleştiren yeni nesil doğal antioksidanlar, artık beslenme uzmanlarına hayvanların performansını desteklemek, et kalitesini korumak ve stres olayları sırasında sağlık sorunlarını azaltmak için esnek ve uygun maliyetli çözümlerle yeni bakış açıları sunuyor.