Türkiye’ye 2021 yılının Ocak – Ekim döneminde 1 milyar 97 milyon dolar döviz kazandıran su ürünleri sektörü, ihracat rakamlarını daha yukarı taşımak için Üniversite-İhracat iş birliğine yeni bir halka ekledi. İşbirliği kapsamında ihracatta öne çıkan bazı türlerin besin değerleri analiz edildi.
Türkiye’nin su ürünleri ihracatının yüzde 70’ten fazlasını tek başına gerçekleştiren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’yle iş birliğinde, su ürünleri ihracatında öne çıkan levrek, çipura, Türk somonu ve alabalık türleri için besin değerlerini analiz etti.
Levrek, çipura, Türk somonu ve alabalıktaki besin değerleriyle ilgili analiz sonuçları, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Bedri Girit, İzmir Su Ürünleri Yetiştiricileri ve Üreticileri Birliği Başkanı Ufuk Atakan Demir, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Aksoy, Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Uğur Sunlu ve Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Tolga Dinçer’in katılımıyla basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşıldı.
DOĞADAKİ BALIK ÖRNEKLERLE BENZER VE YÜKSEK DEĞERLER
“Doğa ve Çiftlik Balıkları (Levrek, Çipura, Türk Somonu ve Atlantik Somonu) Arasındaki Besinsel İçerik ve Farklılıkların Tespiti” başlıklı çalışmasının sonuçlarını Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Tolga Dinçer paylaştı.
Çalışmada çipura, levrek ve somon üzerine eğildiklerini belirten Dinçer, yetiştiricilik balıklarının hem Tarım ve Orman Bakanlığı hem de Avrupa Birliği tarafından sürekli denetlendiğini aktardı.
Söz konusu çalışmada kimyasal kompozisyon değerleri, yağ asit kompozisyon dağılımları, omega 3 ve omega 6 oranları, vitamin, mineral ve ağır metal içeriklerini incelendiğini aktaran Dinçer, “Yetiştiricilik yolu ile üretilmiş olan çipura ve levrek türlerinde kimyasal kompozisyon, yağ asit kompozisyonu, mineral madde ve vitamin değerleri açısından genel anlamda doğa örneklerinden benzer ve yüksek değerler tespit edilmiştir.” diye konuştu.
Türk somonu ve Atlantik somon numuneleri arasında yapılan incelemede de genel anlamda benzer sonuçlar elde edildiğine vurgu yapan Dinçer, “Günümüzde yetiştiricilik sektörü son teknolojiyi kullanarak ürün elde etmekte ve neredeyse dünyanın bir çok ülkesine bir çok test ve incelemeden geçerek ürün ihraç etmekte. Bu kadar değerli bir besin maddesinin sağlıklı bir yaşam için ülkemizdeki tüketim miktarlarının artması çok önemli bir husustur.” ifadelerini kullandı.
1,09 MİLYAR DOLAR SU ÜRÜNLERİ İHRACATI
Toplantıda söz alan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit ise şunları aktardı: “Son 20-25 yıllık dönemde su ürünleri sektöründe dünyanın en modern ve entegre tesislerini Türk girişimcileri ülkemize kazandırdı. Bu tesislerde üretilen, protein yönüyle zengin su ürünlerimizi 90’den fazla ülkeye ihraç eder konuma geldik. 2021 yılı Ocak-Ekim döneminde 1,09 milyar dolar değerinde su ürünleri ihracatı gerçekleştirdik. Ocak- Ekim 2021 döneminde Türk levreği 383 milyon dolarlık ihracat tutarıyla yine tüm dünyanın gözdesi oldu. Türkiye, çipura balığının ihracatından 311 milyon dolarlık döviz elde ederken; alabalık ihracatı 123 milyon dolar, orkinos ihracatı 20 milyon dolar olarak kayıtlarımıza geçti.”
KONTROLLÜ ÜRETİM
Dünyada özellikle yetiştiricilik alanında ciddi bir büyüme yaşandığını vurgulayan Bedri Girit, bunun Türkiye pazarına da yansıdığına değindi ve şunları ekledi: “Denizlerde kirlilik, aşırı ve yanlış avlanma gibi nedenlerden dolayı avcılık azalıyor. Dünya genelinde su ürünleri yetiştiriciliği payı yüzde 50 düzeyinde. Bugün Türkiye’de bu oranın yüzde 47 seviyelerine geldiğini görüyoruz. Burada amaç pazara yakın, kontrollü üretim ile yetiştiriciliğin gelişmesini sağlamak. Tüm bunların farkında olarak sektörümüzün ihracatını artırmak, Türk su ürünleri sektörünün dünyadaki bilinirliğini geliştirmek ve imajını güçlendirmek için bir dizi tanıtım projelerimizle ihracatçılarımıza destek olmaya çalışıyoruz.”
PROTEİN KAYNAKLARINI GÜVENCE ALTINA ALMAK…
Girit, “Bilindiği gibi, 2050 yılında 9,8 milyara ulaşması beklenen dünya nüfusu ile birlikte protein ihtiyacının da %35’ten fazla artması öngörülüyor. Bu anlamda, su ürünleri yetiştiriciliği, protein kaynaklarını güvence altına almak için hayati önem taşıyor. Son dönemde Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Paris Anlaşması gibi çevreci politikalar oldukça gündemde. Avrupa Yeşil Mutabakatı ile sera gazı emisyonlarının 2030 yılında %50’ye düşürülmesi, 2050 yılında ise iklim nötr olması hedefleniyor.” diye konuştu.
SU ÜRÜNLERİ SEKTÖRÜ DÜŞÜK KARBONLU EKONOMİ İÇİN ÇALIŞIYOR
AB’nin sınırda karbon uygulaması ile birlikte önümüzdeki yıllarda ihracata karbon vergisi geleceğini hatırlatan Bedri Girit, sözlerini şöyle noktaladı; “Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği olarak, su ürünleri sektörünün karbon salınımını azaltmak konusunda üyelerimiz nezdinde farkındalık yaratmak ve girişimlerde bulunmak amacıyla projeler hayata geçiriyoruz. Bu kapsamda öncelikli olarak sektörün karbon salınımına yönelik mevcut durum analizinin yapılması (karbon ayak izinin hesaplanması, hangi faktörlerin ne kadar artırdığının tespit edilmesi vs.) ve sonrasında bir yol haritası belirlenmesi konusunda yine değerli üniversitemiz Ege Üniversitesi ile iş birliği yapıyoruz. Bu konuda çalışmalarımıza Gıda Sektörü Sürdürülebilirlik Ur-Ge projemiz ile devam etmeyi planlıyoruz.”
SANAYİ VE ÜNİVERSİTE İŞBİRLİĞİ KUVVETLENİYOR
Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Uğur Sunlu da sanayi ve üniversite arasındaki iş birliğinin her geçen gün artması gerektiğine değindi. Ege Üniversitesi ve EİB’nin bu noktada çok güzel bir örnek olduğuna işaret eden Sunlu, yaklaşık 4 yıldır uyum içinde çalıştıklarını dile getirdi.
Türkiye’de yıllık balık tüketiminin yaklaşık 6 kilogram olduğunu anımsatan Sunlu, “Bizim amacımız 6 kilogram tüketimi, 24 kilogramlara kadar çıkarmak. Balık tüketiminde istediğimiz rakamların çok uzağındayız. Bazı uzak doğu ülkelerinde 70 kiloya kadar çıkıyor. Amacımız su ürünlerini halkımıza doğru bir şekilde anlatabilmek ve tüketimi artırmak.” dedi.