Küçükbaş hayvan yetiştiriciliği (koyun ve keçi) önemli ve gelişmekte olan bir pazardır ve daha fazla iyileştirme ve verimlilik artışı potansiyeline sahiptir. Bu, üretimi bir sonraki seviyeye taşımak için mevcut yönetim ve beslenme stratejilerinin yeniden değerlendirilmesini gerektirir. Nasıl yapılacağı aşağıda açıklanmıştır.

Küresel Ruminant Pazarlama Müdürü
Lallemand Animal Nutrition
Hayvan yemi endüstrisi sürekli hareket halindedir ve yıllar içinde başlıca hayvan türleri için birçok yenilik ve yeni yem uygulamaları hayata geçirilmiştir. Keçi ve koyun yetiştiriciliği nispeten küçük bir çiftçilik segmenti olmakla birlikte, çoğunlukla kırsal alanlarda gıda güvenliği, ekonomik ve sosyal açıdan önemli bir varlıktır. FAO’nun yıllık gıda görünümü raporunda (Haziran 2023), küresel küçükbaş hayvan ve keçi eti üretiminin 2023 yılında 16,8 milyon tona ulaştığı tahmin edilmektedir (2022’ye göre %1 artış). Başlıca üreticiler arasında yoğun besi sistemleriyle bilinen Avustralya, Çin, Türkiye ve daha kapsamlı otlatma sistemlerinin kullanıldığı İngiltere yer almaktadır. Keçi sütü Batı Afrika’nın yanı sıra Karayipler ve Orta Afrika’da da yaygın olarak üretilmektedir. Avrupa’da koyun sütünün çoğu Akdeniz bölgesinde üretilmektedir. Keçi sütü üretimi ağırlıklı olarak Fransa, İspanya, Hollanda ve Yunanistan’da yapılmaktadır.
KÜÇÜKBAŞ HAYVAN BİLGİSİNİN GENİŞLETİLMESİ
Küçükbaş hayvanların performansı ve verimliliği; iklim, rasyon, genel yönetim ve pazar taleplerindeki farklılıkların bir sonucu olarak, bölgeler arasında büyük farklılıklar göstermektedir. Bazı çiftlikler yıllar içinde büyük profesyonelleşme atılımları yapmış olsa da karmaşık hastalık, üretim ve sürdürülebilirlik sorunlarının üstesinden gelmek için her zaman daha fazla iyileştirme ve daha iyi donanım potansiyeli vardır. Müşterilerin bunu yapmasına yardımcı olacak araştırma ve uzmanlık birikimi giderek artmaktadır. Rasyon formülasyonundaki bazı bilimsel çalışmalar ve çözümler, süt ve besi sığırlarında daha önce yapılan çalışmalardan uyarlanabilir ve bazı çözümler ise özellikle küçükbaş hayvanlarda kullanılmak üzere geliştirilmiştir. Lallemand Animal Nutrition, en son bilimsel bulguları uygulamaya dönüştürmek ve müşterileri için değer yaratmak amacıyla, küçükbaş hayvan üreticilerine yönelik çözümleri daha derinlemesine incelemek üzere bir grup uzmanı bir araya getirmiştir. Konuyla ilgili öne çıkan bazı noktalar burada sunulmaktadır.
ZORLU GEÇİŞ AŞAMASI
Koyun ve keçiler için beslenme konusundaki en büyük zorluklar gebeliğin son dönemleri ile laktasyonun başlarında ortaya çıkar. Bu dönemde hayvanlar, rasyonlarıyla karşılayabileceklerinden daha fazla enerjiye ihtiyaç duyar ve bu da negatif bir enerji dengesine ve vücut yağ rezervlerinin yüksek oranda mobilizasyonuna yol açar. “Bu durum, iyi yönetilmezse ketozis ve asidozis gibi ciddi hastalıklara yol açabilir. Ayrıca küçükbaş hayvanlarda kolostrum ve süt üretimi çok fazla enerji gerektirir ve geçiş aşamasında negatif enerji dengesinden etkilenebilir. Günde 5 kg süt üreten bir keçinin (ya da günde 3,7 kg süt üreten bir koyunun) vücut ağırlığının kg’si başına toplam enerji ihtiyacı, günde 61 kg süt üreten bir ineğinkine eşdeğerdir” diyor İtalya Sassari Üniversitesi Tarım Bilimleri Bölümü Hayvan Besleme ve Yemleme Profesörü Antonello Cannas. Yem alım seviyelerini teşvik etmek için birkaç şey önemlidir: yemin kalitesi, partikül büyüklüğü, enerji ve NDF içeriği, protein seviyesi ve kullanılan takviyeler (örneğin maya). Örneğin, partikül büyüklüğünün inek rasyonlarında kullanılanın yarısı kadar olması gerekir. “Ayrıca BCS, ikizlik oranı, gebelik aşamasına göre hayvanların gruplara ayrılması ve rasyonların da buna göre düzenlenmesi önerilir. Konsantre yemleri ayrı ayrı dozlamak için otomatik yemleme sistemleri kullanılabilir” diye ekliyor Cannas.
İYİ KOLOSTRUMUN ÖNEMİ
Tüm yeni doğan hayvanlar için kolostrumun kalitesi ve miktarı, büyümeyi başlatmak ve onlara iyi besinler ve belirli antikorlar sağlamak için önemlidir. Ruminant Mükemmeliyet Merkezi’nde Lallemand Animal Nutrition Mikrobiyoloji Araştırmacısı Lysiane Duniere, kolostrum kalitesinin tüm gebelik aşaması boyunca oksidatif stres (sıcaklık stresi, …), sub-klinik hastalıklar ve metabolik bozukluklardan olumsuz etkilenebileceğini açıkladı. Duniere, gebelik dönemindeki koyunlarda (doğumdan 3-4 hafta öncesinden doğuma kadar) yapılan ve rasyona rumene özgü bir canlı mayanın takviye edildiği bazı denemelerin sonuçlarına dikkat çekiyor: “Takviye edilen koyunlarda, gastrointestinal sistem boyunca mikrobiyal popülasyonların stabilize olduğunu; bunun da daha iyi besin kullanımı ve daha iyi enerji bölüşümüne yol açtığını gördük. Ayrıca kolostrum kalitesi üzerinde de faydalı bir etkisi oldu. Canlı maya, takviye edilmeyen grupla karşılaştırıldığında kolostrumdaki oligosakkarit, laktoferrin ve IgG seviyelerini artırmıştır. Bu da hayatta kalma oranı ve performans için önemli ön koşullar olan daha dirençli ve daha ağır kuzular (kontrol grubuna kıyasla +270 gram) doğmasına yardımcı olacaktır. Ayrıca, gebelik dönemindeki hayvanlar için antioksidan takviyeleri (yüksek düzeyde biyolojik olarak kullanılabilir selenyum içeren organik selenyum gibi) önerilmektedir ve kolostrumun antioksidan durumunu (ve dolayısıyla kalitesini) iyileştirdiği gösterilmiştir.”
SİLAJ KALİTESİ VE HAYVAN SAĞLIĞI
Lysiane Duniere ve meslektaşı Bernard Andrieu, silaj kalitesinin önemi ve hayvan sağlığı ile ilişkisi üzerinde de duruyorlar. “Kaliteli bir silaj üretmek, tamamen fermantasyon ve kuru madde içeriğini kontrol etmekle ilgilidir. Sığırlarda yapılan çalışmalar, yüksek kaliteli silajın önemli fibrolitik popülasyonları ve laktat kullanıcılarını arttırdığını, fırsatçı patojenleri ise azalttığını göstermiştir (düşük kaliteli silaja kıyasla). Yüksek kaliteli silaj üretmek için inokulant kullanımı önemlidir. Süt keçilerinde yapılan bir denemede klasik silaj inokulantı ile antioksidan inokulant karşılaştırılmıştır. İkincisi, silaj antioksidan kapasitesini ve ruminal VFA konsantrasyonunu iyileştirmiş, IgG seviyelerini artırmış, pro-enflamatuar sitokinleri azaltmış ve anti-enflamatuar sitokinleri artırmıştır. Bu da daha iyi süt kalitesi olarak yansımıştır” diyor Duniere ve şöyle açıklıyor: “Bu çalışma, yonca silajının antioksidatif bir inokulant (spesifik suş) ile aşılanmasının, rumen fermantasyonunu, antioksidan kapasitesini ve bağışıklık performansını ve ayrıca keçi sütünün besinsel ve antioksidan bileşimini iyileştirmek için fonksiyonel bir yem görevi görebileceğini göstermiştir. Bu, silaj kalitesinin hayvan sağlığı üzerinde doğrudan bir etkiye sahip olduğu açık bir örnektir.”
SAĞLIKLI SÜTTEN KESMEYE NASIL HAZIRLANILIR?
Granada’daki İspanya Araştırma Konseyi’nde (CSIC) kıdemli bilim insanı olan David Yáñez-Ruiz, sağlıklı bir sütten kesim sürecini ve sonrasını desteklemek için genç hayvanlarda rumen gelişiminin önemine değiniyor ve şunları dile getiriyor: “Keçiler ve koyunlar işlevsel olarak geviş getirmeyen hayvanlar olarak doğarlar. Doğumdan sonraki ilk haftalarda hem rumen papillaları ve mikrobiyotası hem de ince ve kalın bağırsakların yetişkin bir hayvanın (tam geviş getiren) anatomisine benzemesi için önemli değişiklikler geçirmesi gerekir. Sağlıklı bir rumen ve bağırsak sistemi, hayvanları sütten kesme zamanına daha iyi hazırlayacaktır.” Rumen papillalarının ve mikroorganizmalarının gelişimi, yemleme stratejileri ile pozitif yönde değiştirilebilir. İyi kalitede kolostrum ve süt sağlamanın yanı sıra, iyi kalitede bir başlangıç konsantresi ve iyi kalitede yemlere erişim sağlanmalıdır. Bunun yanı sıra, rasyona canlı maya eklenmesi gibi diğer beslenme araçları da kullanılabilir. Kuzularla yapılan denemeler, yaşamın ilk haftalarında rumene özgü canlı maya takviyesinin (anne sütü ve başlangıç yemine ek olarak) rumenin anatomik gelişimini desteklediğini, rumende VFA’ların (bütirat dahil) üretimini artırdığını ve daha uzun rumen papillalarına yol açtığını göstermiştir.
KÜÇÜK RUMİNANTLAR VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
Yáñez-Ruiz ayrıca küçükbaş hayvancılığın sürdürülebilirlik bileşeni hakkında da şu bilgiyi veriyor: “Tıpkı süt ve besi hayvancılığında olduğu gibi, antibiyotik kullanımını (ve AMR’yi) azaltmak, hayvan refahını artırmak ve sera gazı emisyonlarını azaltmak gibi daha sürdürülebilir çiftçilik uygulamaları için çalıştığımızdan emin olmalıyız. Ruminant hayvancılıkta yarattığımız emisyonları (özellikle metan) seyreltmenin en iyi yolu, hayvanların süt üretim verimliliğini arttırmaktır. Ayrıca, başta yem olmak üzere rasyonun kalitesini artırarak da metan emisyonlarını azaltabiliriz. Yemin sindirilebilirliğini artırabilirsek, metanı düşürebiliriz. Yine, yem katkı maddeleri (probiyotikler, maya gibi) burada da yardımcı olabilir, çünkü yemin sindirimini iyileştirir ve rumen fonksiyonunun sağlığını artırır ve daha hassas besleme (verimsiz hayvanların seleksiyonu dahil) sağlar.” Ayrıca genel hayvan sağlığının korunması (örneğin sindirim bozuklukları ve sıcaklık stresinden kaçınmak) ve uzun ömürlülüğün sağlanması (laktasyon sayısını uzattığımız için hayvan başına emisyonları seyreltmek), daha sürdürülebilir bir küçükbaş hayvan sektörü oluşturmanın bir parçasıdır. Sağlık, yönetim, iyi beslenme ve dirençli hayvanlar için yetiştirme, hayvanların uzun ömürlülüğünü artırabilmenin anahtarıdır.
Marie-Valentine Glica Hakkında
Marie-Valentine Glica bir agronomisttir ve 2 yıldır Lallemand Animal Nutrition’da küresel ruminant pazarlama müdürü olarak görev yapmaktadır. Glica, yem katkı maddeleri yelpazesi için pazarlama ve iletişimden sorumludur (deneme değerlemesi, çiftlik hizmetleri ve eğitim araçları geliştirme). Glica’nın daha önce büyük ve genç ruminantlar için sağlık alanında tekno-pazarlama deneyimi bulunmaktadır.