Fitoteknolojinin geleceği parlaktır. Genomik, metabolomik ve yapay zekâ alanındaki gelişmeler, bitki bazlı çözümler için yeni ufuklar açmaktadır. Bu araçlar; biyolojik etkilerin öngörülmesini, formülasyonların optimize edilmesini ve güvenlikten veya etkinlikten ödün vermeden geliştirme sürelerinin kısaltılmasını mümkün kılmaktadır.

PhytoComplex Çözümleri Küresel Ürün Müdürü
Trouw Nutrition
Trouw Nutrition, Eylül 2025 tarihli Feed & Additive sayısında PhytoComplex kavramını ilk kez tanıttı. Bu bitki bazlı çözümler, patojenleri hedeflemek yerine hayvanın fizyolojisiyle uyum içinde çalışan, konak odaklı ve önleyici bir yaklaşımla hayvan sağlığı ve dayanıklılığını desteklemek üzere tasarlanmıştır. Fitoteknoloji programımız, antimikrobiyal ikamesinin ötesine geçerek modern hayvancılığın çok yönlü zorluklarını ele almak için karmaşıklığı benimser. Bu makale, Trouw Nutrition’ın PhytoComplex’leri ilk keşiften nihai ürüne kadar nasıl geliştirdiğine dair kapsamlı bir bakış sunmaktadır. Kıtalar ve disiplinler arası bu süreç, doğanın zekâsına duyulan derin saygıyı yansıtmaktadır.
KARMAŞIK BİR DÜNYA İÇİN YENİ BİR PARADİGMA
Günümüzün dinamik ve birbiriyle bağlantılı hayvansal üretim sistemleri; iklim değişkenliği, gelişen mevzuatlar, mikrobiyal baskılar ve değişen tüketici beklentileri tarafından şekillendirilmektedir. Bu ortamda, basit çözümler çoğu zaman yetersiz kalmaktadır. Üreticiler, verimliliği korurken hayvan refahı, sürdürülebilirlik ve gıda güvenliği alanlarında daha yüksek standartları karşılamak zorundadır. Yem katkı maddeleri bu dengede önemli bir araç hâline gelmiştir; ancak sektör artık tek fonksiyonlu ürünlerin ötesine geçmektedir.
Trouw Nutrition’ın PhytoComplex’leri bu karmaşıklığa bir yanıt niteliğindedir. Bitkisel kaynaklı, çok bileşenli ve çok hedefli bu çözümler; korunmuş reseptörler ve sinyal iletim yolları aracılığıyla hayvan biyolojisiyle etkileşim kuracak şekilde tasarlanmıştır. Geliştirme süreci; keşif bilimi, yapay zekâ destekli biyolojik modelleme, bitki evcilleştirme ve küresel tedarik zinciri tasarımını bir araya getiren entegre bir modele dayanmaktadır. Trouw Nutrition bu yaklaşımı, İsviçre’de bulunan ve fitoteknoloji alanında bir mükemmeliyet merkezi olan Nutreco Garden of the Future çatısı altında toplamıştır.
NEDEN KARMAŞIKLIK ÖNEMLİDİR?
Hayvansal üretim; bağışıklık zorlukları, beslenme geçişleri, mikrobiyal dengesizlikler ve ısı stresi gibi çevresel faktörler dâhil olmak üzere çok sayıda stres unsurundan etkilenir. Bu faktörler çoğu zaman tek başına değil, birlikte etki gösterir. Örneğin sıcaklık stresi bağırsak bütünlüğünü bozabilir; bu durum besin emilimini ve bağışıklık fonksiyonlarını olumsuz etkiler.
Bu tür birbiriyle bağlantılı zorlukların üstesinden gelmek, birden fazla fizyolojik yol üzerinde etkili olabilen çözümler gerektirir. PhytoComplex’ler bu anlayışla tasarlanmıştır. Hayvanda bağırsak bütünlüğü, metabolik denge ve bağışıklık modülasyonu gibi fonksiyonları destekleyen, korunmuş reseptörler ve sinyal yolaklarıyla etkileşime giren farklı bitki metabolitlerini bir araya getirir.
Bu karmaşıklık tesadüfi değil, bilinçli bir tercihtir. Doğanın çeşitliliğinden faydalanan PhytoComplex’ler, antibiyotiklere veya sentetik büyütme faktörlerine ihtiyaç duymadan, farklı üretim koşullarında tutarlı faydalar sağlamayı hedefler.

TEMEL NEDENLERDEN BOTANİK ADAYLARA
Bir PhytoComplex’in geliştirilmesi, hayvanın genetik potansiyeline ulaşmasını engelleyebilecek spesifik bir zorluğun tanımlanmasıyla başlar. Örneğin yumurtacı tavuklar ve süt ineklerinde karaciğer fonksiyonunun desteklenmesi kritik öneme sahiptir; yağlı karaciğer sendromu ve metabolik stres, verimliliği ve sağlığı olumsuz etkileyebilir. Broylerlerde klinik belirti göstermeyen ancak kronik seyreden inflamasyon, büyüme hızını ve yemden yararlanmayı azaltabilir. Buzağılar ise erken gelişim döneminde hızlı fizyolojik değişimler ve bağışıklık zorlukları yaşar; bu nedenle dayanıklılığın artırılması hayatta kalma, büyüme ve uzun vadeli performans için kritik önemdedir.
Bu zorluklar, gerçek üretim koşullarına uygunluk sağlamak amacıyla iş birimleri ve müşterilerle birlikte tanımlanır. Ardından, bağırsaktaki reseptörler, metabolik yolaklardaki enzimler ve bağışıklık sinyal mekanizmaları gibi biyolojik hedefler haritalanır. Ancak mekanizmalar her zaman tam olarak bilinmediğinden, yaklaşım ölçülebilir fizyolojik çıktılara dayandırılır. Örneğin yağlı karaciğerin önlenmesinde, karaciğerde trigliserid birikimi veya bağırsak bütünlüğü için GLP-2 salınımı gibi parametreler esas alınır. Bu yaklaşım, tüm mekanizmalar tam olarak açıklanamamış olsa bile umut vadeden botanik çözümlerin değerlendirilmesini mümkün kılar.
Aday bitkiler; etnobotanik bilgi, fitokimyasal veri tabanları ve ileri düzey veri modelleme yöntemleri kullanılarak belirlenir. Her bitkinin üretebildiği özel metabolit profili taranır. Dünyanın farklı bölgelerinden genetik olarak farklı örnekler (aksesyonlar) toplanır ve hayvana özgü hücre hatlarıyla yapılan in vitro biyolojik testler ile fitokimyasal profilleme dâhil olmak üzere kapsamlı değerlendirmelerden geçirilir. Yalnızca tutarlı ve anlamlı biyolojik etki gösteren adaylar bir sonraki aşamaya geçer.
TARLADAN YEME: KÜLTÜRE ALMA, STANDARDİZASYON VE KALİTE GÜVENCESİ
Adaylar belirlendikten sonra, bitkiler özgün özelliklerini koruyacak şekilde kontrollü koşullar altında yetiştirilir. Amaç biyokütleyi maksimize etmekten ziyade, hayvan sağlığı açısından en önemli biyoaktif bileşenlerin verimini optimize etmektir.
Yetiştirme protokolleri, deneyimli üreticilerden oluşan küresel bir ağ aracılığıyla uygulanır. Bu üreticiler, geleneksel tarım uygulamalarından önemli ölçüde farklılık gösterebilen, bitkiye özgü üretim talimatlarını takip eder. Yetiştirme süreci boyunca teknik destek ve kalite izleme sağlanır. Hayvan besleme fizyolojisine uygun bitkiler yetiştirmek; hassasiyet, uyum kabiliyeti ve bitki karmaşıklığına derin bir anlayış gerektiren, benzersiz ve zorlu bir süreçtir.
Bu süreç boyunca sıkı kalite kontrol önlemleri uygulanır. Güvenlik kontrolleri, mikrobiyolojik analizler ve fitokimyasal parmak izi doğrulaması ile ürün kimliği ve tutarlılığı garanti altına alınır. Amaç; etkili, güvenli ve izlenebilir bir yem katkı maddesi sunarken, bitkinin doğal karmaşıklığını koruyarak farklı üretim koşullarında güvenilir performans sağlamaktır.

ENTEGRE YAKLAŞIMIN GÜCÜ
Trouw Nutrition’ın fitoteknoloji programını farklı kılan temel unsur, entegrasyondur. Keşif, geliştirme ve üretim süreçlerinin tamamı tek bir mükemmeliyet merkezi altında yürütülmekte; böylece ilk bitki seçiminden nihai ürün teslimine kadar tedarik zinciri üzerinde tam kontrol sağlanmaktadır. PhytoComplex’lerin geliştirilmesi, zorlu üretim koşullarında hayvanların daha iyi performans göstermesine yardımcı olan, hedefe yönelik ve bilim temelli çözümler sunmayı amaçlar.
Fitojenik yem katkı maddeleri çoğu zaman antibiyotik ikamesi bağlamında ele alınsa da, vizyonumuz bunun çok ötesindedir. PhytoComplex’ler, geleneksel sağlık yönetim araçlarının yerine geçmek için değil; dayanıklılığı artırmak, performansı optimize etmek ve sürdürülebilir üretim sistemlerine katkı sağlamak için tasarlanmıştır. Bu bütüncül bakış açısı; önleyici sağlık stratejileri, çevresel etkinin azaltılması ve hayvan refahının iyileştirilmesine yönelik küresel eğilimlerle örtüşmektedir. Aynı zamanda bilim temelli ve doğadan ilham alan inovasyona olan bağlılığımızı yansıtmaktadır.
FİTOTEKNOLOJİDE YENİ BİR DÖNEM
Fitoteknolojinin geleceği parlaktır. Genomik, metabolomik ve yapay zekâ alanındaki gelişmeler, bitki bazlı çözümler için yeni ufuklar açmaktadır. Bu araçlar; biyolojik etkilerin öngörülmesini, formülasyonların optimize edilmesini ve güvenlikten veya etkinlikten ödün vermeden geliştirme sürelerinin kısaltılmasını mümkün kılmaktadır.
Hayvan beslemesine özel olarak, etkili ve tutarlı yem katkı maddeleri üretmek amacıyla bitki yetiştirmek son derece karmaşık bir süreçtir. Disiplinler arası uzmanlık, güçlü bir altyapı ve sürekli gelişime olan bağlılık gerektirir. PhytoComplex’ler birer üründen çok daha fazlasıdır; bilim, tarım ve hayvan beslemenin ortak çalışmasının bir sonucudur. Bilim temelli, doğadan ilham alan ve çözüm odaklı bu yaklaşımlar, hayvansal üretimin değişen zorluklarına yanıt vermek ve daha dayanıklı, sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek üzere tasarlanmıştır.
Dr. Ellen Hambrecht Hakkında
Hollanda’daki Wageningen Üniversitesi’nden doktora derecesine sahip olan Ellen Hambrecht, tarım sektöründe 20 yılı aşkın deneyime sahiptir. Trouw Nutrition’daki kariyeri boyunca Ar-Ge, Kalite Güvence, Sürdürülebilirlik ve Global Pazarlama gibi farklı alanlarda görev almıştır. Hâlihazırda Global Ürün Müdürü olarak görev yapan Dr. Hambrecht, bitkilerin gücünden faydalanarak sürdürülebilir hayvansal üretimi desteklemeyi amaçlayan yenilikçi fitoteknoloji çözümlerinden oluşan Trouw Nutrition PhytoComplex portföyünden sorumludur.